|
Başkan İstifa!
Bizim politikacıların ya da onlar kendilerini öyle
görmedikleri için seçilebilmişlerin yine ya da es kaza seçilmişlerin
rahatlığını anlamak pek de olanaksız değil. Çünkü yıllardır hep aynı kişileri
seçtik ve aynı durumla karşılaştık malesef. Ve ders
çıkarmadık. Bir ilin öncelikle kent görünümüne kavuşması için çok iyi
bir belediyeye sahip olması gerekir. Hani bir söz vardır
ya "her şeyi devletten beklememek" diye. Aslında bu söz
Ardahan için pek de kifayetsiz kalıyor. Kanımca biz devlettin bizden
beklediğinin çeyreğini devletten beklesek bu durumda olmazdık. Bu
durum? Evet acınacak bir durumdayız. Bitmişiz,
dizimize kadar çamurlara batıyoruz, başkalarına karşı yerin dibine
giriyoruz. Üstelik bunun nedeni hiç kimseden bir beklentimizin olmamasıdır.
Adamları seçiyoruz. Adam yerine koyup mevki veriyoruz. Onlar ise
kazandıkları mevkilerde kıç büyütüyorlar. Yeter
artık! Bizler 2007 ylında şehir merkezindeki
yollarda dizimize kadar çamura batıyoruz. Artık köy yolları bile alsfaltlıyken Ardahan'ın en merkezi mahallesinde (karagöl) yollarımız çamurlu; ne şimdiye kadar alsfaltlanmış ne de herhangi bir şekilde yola
benzetilmiş. Şimdi böyle bir durumda 'sayın' başkan çıkıp da 'para yok,
ödenek yok' dese, sizce ne kadar inandırıcı olur. 'Geç bunları anam
babam' dersiniz. Yani ben öyle diyorum. Tıpkı her gün o çamurlu yollarda
geçtiğimizde başkanın gelmişine geçmişine rahmet okumadığımız gibi.
Belki halkımız yine seçer bu adamı, daha önceki dönemi de aynı şekildeydi
ve şimdi yine seçildi. Ama bir insan memleketine bu kadar mı düşman
olur? Bir belediye başkanı bu kadar mı tembel olur? Ve yaşadığı ilin halini
hiç mi göremez?
Sabahları
donmuş çamurun üzerinde hiç de sorun değil; hatta diyebilirim ki keyiflidir.
Ancak biraz güneş çıktı mı, hele saat dokuz ve onu buldu mu vıcık vıcık çamurlu yollarda yürümek tam bir işkence ve günün
bundan sonraki zamanı günah saatleri. Evet günah
saati çünkü o vıcık vıcık çamurlu yollarda yürüyüp
de Ardahan belediye başkanına küfretmemek için peygamber olmak lazım. Belediye
başkanımız daha geçenlerde kendini savunmaya dair bir yazıyı yerel medyada
yayımlatmıştı. Açıkçası ben o yazıyı okumadım. Ancak birkaç satır aralılığını
şöyle bir gözden geçirdim. Gördüğüm tahminlerimin dışında bir şey değildi.
Tipik kendini savunma çırpınışları vardı. Hem savunmalara bakmamamız gerekir. Ne
diyecek yani paramız yok mu diyecek. Sakın böyle bir şey söyleme başkan!
Özrün kabahatinden beter şeyler çıkar ortaya.
Bu durum Ardahan valisini bile
çileden çıkardı. Geçenlerde Kuzeydoğu Anadolu gazetesinde ?Validen
Belediyelere Ültimatom? manşeti vardı. Fakir Yılmaz kendi köşesinde, ?ben
başkanın yerinde olsam utancımdan ölürdüm? diyor. Söylediklerinden de
gayet haklı ama bence ölümün dışında başka çareler de var. Benim başkana
önerim istifa etmesi; hem başkan kurtulsun hem de Ardahan halkı. Yoksa
Ardahan?da yakında halkın öfkesi isyana kadar varabilecek düzeye ulaşabilir.
Hani bahsettiğim çamurlu yollar Ardahan?ın sadece kenar mahallelerinde de
değil; şehir merkezi büyük çukurlar, çamur ve çöplerle dolu. Sabah okula
giderken sorun yok çünkü sabah saatlerinde dediğim gibi yerdeki çamur donmuş
oluyor. Ancak öğle arasında eve gittiğimde hiç abartmıyorum paçalarım ve
ayakkabılarım çamur içinde oluyor. Bizim ev hal caddesinde Ardahan?da
yaşayanlar bilir bu cadde çarşıya çok yakın bir cadde. Ama ben çarşıdan eve
ayak parmaklarıma basarak gidiyorum. Yollar adeta çamur deryasına dönüşmüş. Bu şimdiki vaziyet. Kışın Kars Köprüsü sırat köprüsü
gibiydi. Üstü kalın bir çamur ve buz kütlesi, az ilerde patlamış su borusu bu
buz tabakasını her gün biraz daha şişiriyordu. Bu buz tabakasının ortasında
derin bir yarık, gelen giden arabalara inat bütün bir kış boyunca öylece
durdu. O yoldan acaba başkanın arabası hiç mi geçmedi?
Acaba Türkiye?de başka kaç ilde
toprak yollar var. Ardahan?ın en büyük mahallesi ve özellikle memur ve esnaf
kesimin oturduğu Karagöl mahallesinde yolların büyük çoğunluğu henüz
yapılmamış toprak yollar. Buna söylenecek tek bir söz var: rezalet.
Başkan galiba evinden hiç dışarı çıkmıyor. Ardahan?ın çamurlu yollarında hiç
geçmemiş. Geçseydi eğer kendisinin belediye başkanı olduğunu unutup (ki öyle
görünüyor) ?buranın belediyesi uyuyor mu?? derdi. Yeri gelince vatan
millet sevgisini vurgulamakta mangalda kül bırakmayan siyasetçilerimiz acaba
bu vatan-millet sevgisinin kaymağını yeyip iş
başına gelince niye vatanına, milletine bu kadar hor bakıyorlar. Ben açıkçası
düşünemiyorum bir insan kendi memleketine karşı nasıl oluyor da bu kadar
duyarsızlaşıyor. Bir insan kendi memleketine bu kadar mı düşman olur? Bir
belediye başkanı bu kadar mı yabancılaşır kendi halkına? Hiç mi görmez bunca
sorunu? Yok başkan eğer yapamıyorsan bırak git!
Yeter artık bu halka çektirdiğiniz. Başka memleketleri de gördük. Hiçbirinin
belediye başkanı senin gibi değil. Sakın ödenek yok deme! En azından bütün
bir kış boyunca kazma kürekle de olsa insan bir kereliğine yollardaki buzları
kırar; yollara bir kilo tuz atar. Ama nerde, nasıl olsa bir dönem daha böyle
yapmıştın ve halk seni yine seçti. Yine yaparsın tekrar seçilirsin. Diyorsun.... (üç noktayı
isteyen dilediği gibi doldursun)
devrimavsar_@hotmail.com
|